Adam tutmuş uzaydan gelmiş. Ya da gelecekten gelmiş bir
geçmiş yolcusu. Zaman yolcusu. Belleğimde kalan görüntülerden seni bulmaya
geldim diyor. Gerçekten inanırsak geçmişi, ve aslında geleceği, değiştirebiliriz
diyor. Geçmişi değiştirmek.
Bugün olduğumuza inandığımız insana inanmayı bıraksak, bir
inansak diyor. Geçmişi değiştirebiliriz, yani işte bugünü değiştirebiliriz
diyor.
Kadın inatla, uzaydan gelen adamı hala katı gerçeklerin
dünyasına çekmeye çalışmaktadır. Aşk kelimesini de inadına kullanmaktadır hala,
adamın uzaydan gelmiş bir yaratık olabileceğine inanır gibi olduğu nadir
anlarda çıldıracak gibi olmaktadır. Bir an önce kurtulması gereken bir
hastalıkmış gibi, ciddiyetle tedirgin olur. Çünkü buna inanayazması demek,
ayaklarının altında sağlam olduğunu düşündüğü yerin gitmesi demek olacaktır. Ve
kadın hala inatla aşk kelimesini telaffuz etmektedir.
Adam 500 yıl sonrasından gelmiştir. Bir ölümü engellemek
üzere. Geçmişi değiştirmek istemektedir. Ama inanması gerekir kadının. Kadının terapisti
adamın hasta olduğuna emindir. Geçmişe dönüp kız kardeşinin ölümünü
engelleyemediği için bu hastalığa yakalanmıştır adam. Adam bir ölümü engellemek
istemektedir. Terapist de bir geçmiş yolcusudur. Ama kaçaktır o, sorumluluktan
kaçan bir yolcu. Adam öyle değildir, adam sevda ile sorumluluk almak isteyen
bir özgürlük savaşçısıdır. Terapist kadını adamdan kaçırmak istemektedir, uzak
tutmaya çalışmaktadır. Seni öldürecek der, ileri derecede hasta der, onu der
bunu der. Terapist, kendisi de bildiği halde geçmişe yoluluğun, zaman
döngüsünün vs mümkün olduğunu, o bugünü değiştirmeyi değil de, bugünden kaçmayı
öğütleyip durmaktadır. Demek ki her geçmişe uzanan insan bir inancı aramak
bulmak için geçmişe sığınmamaktadır. Kimdir bu terapist, üstüne üstlük
kendisine bile ait olmayan bugünü, bugünün insanlarından kaçırmaktadır.
Kötü olan şuydu filmde: Adam geçmişi değiştirmiştir, bunu
başarmıştır lakin tek başına. Kadın yine ancak mantıklı bir sonuç görünce
inanmayı seçmiştir. İnanmak bu mudur?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder